16 Aralık 2010 Perşembe

ORTADOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE

Üniversitelerde devam eden başörtüsü yasağına son verilmesi hakkındadır.

Türkiye’de 1980’lerden bu yana anayasal ve yasal bir dayanağı olmadan uygulanan “hayali başörtüsü
yasağı” üniversitemizde halen ısrarla ve keyfi bir şekilde sürdürülmektedir. Serbestiyetin esas olduğu, sadece
yasakların belirtildiği kanun sistemine ve başörtüsü ile ilgili herhangi bir yasak olmamasına rağmen güvenlik
görevlilerinin rektörlükten aldıkları emri gerekçe göstererek gerçekleştirdikleri engellemelerle ya da bazı
öğretim görevlilerinin sözleri ile şekillenen atipik yasak uygulaması, pek çok üniversite öğrencisini temel hakları
olan “eğitim hakkı”ndan mahrum bırakmaktadır.

Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan eğitim hakkı, temel hak ve hürriyetler içerisinde yer
almakta olup; temel hak ve hürriyetler ancak anayasada öngörülen meşru sebeplerin zorunlu kıldığı hallerde açık
bir yasa hükmü ile kısıtlanabilir. Anayasanın eğitim hakkını düzenleyen 42. maddesinin birinci fıkrası "Kimse,
eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” demektedir. Dolayısıyla, öğrencinin eğitim hakkının kıyafeti
nedeniyle sınırlandırılması anayasal suç niteliğindedir.

Üniversitemizde öğrenciler daha kampus alanına girmeden bu konuda yetkisi olmayan özel güvenlik görevlileri
tarafından kapıdan içeri alınmamakta, güvenlik görevlileri hakaret ve aşağılamalarına maruz kalmaktadırlar.
Yasağın uygulanmasında, öğrencilere yasağa dair mevzuat gösterilmemektedir. Zaten Yükseköğretim
Kanunu'nun Ek 17. maddesi “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim
kurumlarında kılık kıyafet serbesttir.” demektedir. Yukarıda bahsedildiği gibi yürürlükteki kanunlarda da bu
konuya ilişkin bir yasak yoktur.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu 192 ülkenin imzalayarak uyma yükümlülüğü altına girdiği kadın hakları
konusunda en önemli doküman olan CEDAW Sözleşmesinin karar organı CEDAW Komitesi, başörtülü
kadınlara karşı yapılan farklı muameleyi ayrımcılık olarak tanımlamıştır. Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı
Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 12-30 Temmuz 2010 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Türkiye
oturumunda başörtüsü yasağının ayrımcı sonuçlarına da yer vermiştir. Raporda, devletten “Başörtüsü yasağının,
eğitim, çalışma, sağlık, politik ve kamu yaşamına katılımı üzerindeki olumsuz etkilerin değerlendirildiği detaylı
çalışmalar talep edilmiştir. Bir sonraki rapor dönemi olan 2012 yılına kadar bu çalışma sonuçları ile
başörtüsü yasağının ayrımcı sonuçlarının tamamen yok edilmesine ilişkin alınan önlemlerin açıklanması
talep edilmiştir.

Geleceği inşa edecek olan genç zihinlerin yolunda engel olarak duran başörtüsü yasağının kıskacından
öğrencilerin kurtarılması elzemdir. Üniversiteler, kamu yararı için bilgi üreten, bilgiyi ileten ve yayan özerk
öğretim ve araştırma kurumlarıdır. Özgürlüğün olmadığı yerde bilgi üretmek mümkün değildir. Bu sayılan
sebeplerden dolayı CEDAW Komitesi’nin tavsiye kararları çerçevesinde; üniversitemizdeki hukuka aykırı
uygulamaların araştırılmasını ve sonlandırılmasını, keyfi olarak yasağı sürdürmek isteyenlere gerekli uyarıların
yapılmasını ve ileride oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınmasını talep
ediyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder